Darwinist dikta rejiminin boyutları bilindiğinde, neden evrimin bütün dünyada destekleniyor gibi görüldüğü daha rahat anlaşılabilecektir. İnsanların bir kısmı genellikle kalabalığın yaptığı şeylerin makuliyetine inanırlar. Kalabalığı haklı bulmak isterler. Halk arasındaki "uydum kalabalığa" lafı bu anlayışın ürünüdür. Oysa Kuran'da, "Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar..." (En'am Suresi, 116) ayetinde belirtildiği gibi çoğunluk, çoğu zaman, Allah yolundan saptırıcı bir kitle telkinine sahiptir. Çoğunluğa değil, Kuran'a ve vicdana uymak esastır.

Dünya savaşları sırasında kitleleri ölüme götüren, Hitler Almanya'sını, Mussolini İtalya'sını, komünist Rusya'yı kana bulayan, yine bu kalabalık psikolojisidir. Kökenini Darwinist ideolojinin oluşturduğu bu çarpık zihniyet, yalnızca bu Dünya Savaşları ve onların kirli etkileri sonucunda 200 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olmuştur. İşte Darwinizm konusunda da insanları en fazla aldatan unsurlardan bir tanesi bu kalabalık kültürüdür.

Peki bütün mantıksızlığına rağmen, çoğunluğun Darwinizm'i benimsemesi nasıl sağlanmıştır? Bunun sebepleri şunlardır:


a) Darwinizm, dönemin ateist masonları tarafından teşkilatlı şekilde organize edilmiş batıl bir inanç sistemidir. Başlangıcından şu aşamaya kadar bütün gelişimi bu organize plan dahilinde gerçekleşmiştir.

b) Ateist masonlar, tekellerine aldıkları bazı basın yayın araçları yoluyla ilk başta oldukça tepki çeken evrim fikrini derinden ve sessizce yaymışlar, bir kitle hipnozu meydana getirmişlerdir.

c) Ateist masonların tekelindeki dergiler, gazeteler, televizyonlar ve diğer yayın organları vasıtasıyla, evrimin bir gerçek olduğuna dair aldatıcı telkin verilmiştir. Bu telkin halen devam etmektedir.

d) İnsanlar üzerinde büyü etkisi oluşturabilmek için sahte resimler, rekonstrüksiyonlar, sahte fosiller, sahte çizimler oluşturup görsel telkin metodları geliştirmişlerdir.

e) Tarihin en büyük sahtekarlığı olmasına rağmen evrimi, okul müfredatlarına bir bilimmiş gibi dahil etmişlerdir.

f) Ateist masonların tekelindeki Darwinist diktatörlük bütün dünyada evrimi koruması altına almış, bazı devlet yönetimleri bu koruyuculuğu bizzat üstlenmiştir. Evrime karşı gelmek adeta bir milli suç sayılmış, insanlar, okullar, idareler bu sebeple mahkemeye verilmiştir.

g) Evrime karşı gelenler sindirilmişler, susturulmuşlar, işlerinden edilmişlerdir. Evrim, itiraz edilemez bir konuma getirilmiştir.

h) Bilim, tümüyle evrimi reddetmiş olmasına rağmen, evrime inananları bilimsel, inanmayanları bilim dışı ilan etmişler ve bu telkin sonucunda evrimi reddedenlerin toplumdan dışlanmasını sağlamışlardır.

Görüldüğü gibi Darwinizm, bilimsel olduğu için değil, tamamen dayatma yoluyla telkin edildiği ve Darwinist diktatörlük tarafından korunduğu için dünyada destek bulmuştur. Çoğunluğun bu sahte teoriyi destekliyor görünmesi insanları aldatmamalıdır. Çünkü bu insanların bir kısmı, Darwinizm'in dünya çapında yaşanan tarihin en büyük sahtekarlığı olduğunu bilmemekte, bir kısmı ise işini kaybetmemek veya çevrenin tepkisini çekmemek için Darwinizm'i destekliyor gözükmektedir.

Elbette bu insanlar arasında -azınlık da olsa- Darwinizm'i bir ideoloji, sahte bir din olarak benimseyen kişiler de bulunmaktadır. Bu kişiler, Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi zaten Allah'ın varlığını reddetmek ve batıl olana uymak için yaratılmışlardır. Kuran'a göre bu insanlar, mucizeler dahi görseler inanmayacaklardır. O yüzden böyle kişilerin varlığı insanları aldatmamalıdır. Yüce Allah Kuran'da bu insanları şöyle tanıtır:

Gerçek şu ki, Biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve herşeyi karşılarına toplasaydık, -Allah'ın dilediği dışında- yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar. (En'am Suresi, 111)

Kuran'da açıkça tanıtılan bu insanlar, aslında yaptıklarının yanlış olduğunu bilmektedirler. Darwinizm'in sahte ve yanlış olduğunun, kendilerini ve tüm varlıkları Yaratan'ın Yüce Allah olduğunun farkındadırlar. Fakat onlar, Kuran'da bildirildiği gibi vicdanları kabul ettiği halde, büyüklük içinde olmalarından dolayı itiraz ve inkar içindedirler. Bir ayette Yüce Allah şöyle buyurur:

Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. (Neml Suresi, 14)